Kadıköy Escort

arama

1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Türkiye

  • paylaş
  • paylaş
  • Bengisu Atmaca Bengisu Atmaca
  • Beğen
    Loading...

BÜYÜK BUHRAN’IN ÇIKIŞI VE DÜNYA’YA ETKİLERİ

1929 yılının ekim ayında, Amerikan borsanın çöküşü ile başlayan ekonomik kriz, özellikle gelişmiş ülkeleri etkilemiştir. Birçok ülke bu dönemde krizden kurtulma politikası izlemiştir.1929 ekonomik krizi, henüz daha yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de etkilemiş bu nedenle hükümet devletçi politika uygulamaya yönelmiştir.1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, adından da anlaşılacağı üzere dünya çapında etkili ve aynı zamanda genel görüş olarak en ağır ekonomik bunalım olarak kabul edilmiştir. Birinci Dünya Savaşının son bulması ile birlikte dünya ekonomik anlamda iyi bir döneme girmişti. Savaş sonrası dönemde ABD ve diğer Avrupa ülkeleri ekonomik kalkınma politikası izlemiştir. ABD’de otomobil ve sanayi gelişme fırsatı bulmuştur. Ancak tüm bu iyiye giden durum,1929 yılında son bulmuştur. 1929 ekonomik krizi 2 aşama göstermiştir. 1929–1931 ,‟ani uyanışı‟, 1931–1933 „‟felaket sonrası”. ABD’de 1929–1931 yılları arasında sınaî üretim yüzde 28 azalmış, işsizlik oranı yüzde 16 yükselmiş, toptan eşya fiyatları yüzde 33 düşmüştür. Ücretlerde ise yüzde 39 oranında bir düşme görülmüş tarımla geçinenlerin gelirleri yüzde 25 azalmıştı. Dış ticaretin daralması sonucu banka iflasları çoğalmıştır.[1] Krizin çıkış sebepleri incelendiğinde, bu durumun sanayileşme ve kapitalistleşme süreci ile alakalı olduğu aşikârdır. Krizin özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri gibi sanayileşmiş ülkeleri etkilediğini söyleyebiliriz. Ancak tüm bunların yanında tüm ülke ekonomilerinin etkilendiğini de görmekteyiz. Bunalım Abd’den sonra en çok Almanya’yı etkilemiştir.Birinci Dünya Savaşından sonra, ABD ve İngiltere’den aldığı kredilerle ekonomisini canlandırmaya çalışan Almanya, kredileri kesilmesinden sonra birçok alanda üretime ara vermiştir. Bu gelişmeler sonrasında işsizlik artacak, tüketim azalacak ve mali olanaklar; Almanya’nın para sistemi diğer ülkelere göre ekonomik faaliyetlere bağlı olduğundan, oldukça sınırlı kalacaktır. Almanya’yı yaşatan ihracat da bu gelişmeler sonrasında yavaşlayacaktır.[2] Fransa’ya baktığımızda, diğer ülkelere oranla daha az sanayileşmiş olduğundan dolayı ekonomik krizden daha az etkilendiğini görmekteyiz. Kriz önce ABD’den başlayarak, tüm Avrupa ülkelerindeki yatırımları durdurmuştur. Herkes parasını saklama yoluna gitmiştir. ABD’de başlayan kriz, her yerde işsizliği arttırdı, milli gelirde düşüşe, her yerde açlık, sefalet ve iflaslara yol açtı.

LİBERALİZM’İN TERKİ VE YENİ POLİTİKALAR

Kriz ile birlikte, buhranın getirdiği çöküntüden çıkabilmek adına klasik liberalizmin terki yeni politikaların benimsendiğini görmekteyiz. ABD’de başbakan Roosevelt New Deal (Yeni Görüş)  politikası ile klasik liberalizmden ayrılırken, Almanya’da kriz başa Hitler’in gelmesini sağlayacak, İtalya’da da Mussolini iktidarı ele geçirecektir. ABD’de sanayi ve tarıma yönelik, çeşitli uygulamalar olmuş, kredi banka politikaları düzenlenmiştir.1929 Ekonomik Buhranında İngiltere’ye baktığımızda, ekonomiyi canlandırmaya yönelik politikasının iki kısımdan oluştuğunu görmekteyiz. İşçi Partisi Hükümeti’nin Keynes’in başkanlığında kurulan komisyonda ülke içinde yatırımların hızlandırılması, ihracata prim verilmesi, ithalatın kontrolü ve gümrüklerin yükseltilmesi öneriliyordu. Ayrıca ekonomik çöküntüye uğramış bölgelere mali yardım yapılması politikası takip edilmiştir. Almanya’da ise Hitler iktidara gelmiş, Hitler’in 1933 yılından sonra uyguladığı politika ABD’nin izlediği “New Deal” politikası ile benzerlik göstermektedir.Nazi Hükümeti izlediği politika ile işsizliğin düşmesini sağlamıştır. İtalyan ekonomisine göz attığımızda ise işsizliğin azalmasına yönelik politika izlendiğini sanayi ile ortaklık ilişkisi içinde bulunan bankalar güç durumda kaldığından olası bir iflastan kaçınmak için 1933’te bankaların bu sanayi paylarını devlet satın aldığını görmekteyiz. Bunalımdan en az etkilenen ülkelere bakacak olursak SSCB karşımıza çıkar. Ülkede 1917 yılında “Ekim Devrimi” ile birlikte yeni bir dönem başlamıştır, ve bu yıllardan  itibaren ülkeyi ekonomik anlamda kalkındırmak adına pek çok politika izlenmiştir. Planlı ekonomi politikası uygulayan SSCB diğer ülkelere nazaran 1929 Dünya Ekonomik Bunalımından en az etkilenen ülke olmuştur.1929 krizinin etkili olduğu dönemde yaşanan sıkıntıların aşılması konusunda kadınların farklı toplumlarda da aktif görevler üstlendiklerini gösteren örneklere rastlamak mümkündür.Bu yıllarda Avusturya, İsviçre, Hollanda, Almanya, Fransa, Macaristan, Bulgaristan ve Yunanistan gibi ülkelerde de krize karşı Türkiye’dekine benzer önlemler alınarak, yerli ürünlerin tüketimine özen gösterilmiş ve kadınlar bu konuda öncülük etmişlerdir.[3]Kriz 24 Ekim 1929 yılında New York Borsası’nda hisse senetlerinin değerindeki büyük çöküşle başlamıştı.

BUHRAN ÖNCESİ TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye’nin Mondros ve Sevr ile elinden alınmak istenen topraklarını ve bu topraklar üzerindeki, Türk ulusunun istiklalini geri getiren ve ulusal sınırlar içinde yeni bir Türk Devleti’nin varlığını sağlayan Lozan Antlaşması’nda kapitülasyonların kaldırılması, yabancılara verilen ayrıcalıklar, Osmanlı borçları, savaş zararları, nüfus değişimi, Musul sorunu, gümrük düzenlemeleri gibi ekonomiyle ilişkin konular üzerinde duruldu.  Bu antlaşmayla Türkiye, batılı güçlerin kendisini tanımasından sonraki beş yıl içinde, savaş öncesi gümrük tarifelerinin değiştirilmemesi koşulunu kabul etti.Ayrıca bu dönemde Türkiye, yabancı sermayenin doğrudan yatırım ya da kredi biçiminde girişi üzerinde hiçbir yasal sınırlama koymadı. O zamanlar ülkede bir Merkez Bankası’nın mevcut olmaması da Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin pazarda belirlenmesine izin verdi.[4]Osmanlı’dan miras kalan 158 milyon liralık borç da Türkiye’nin buhranlı yıllarda, Avrupa ile olan ilişkilerini etkiledi.Türkiye, izleyeceği ekonomi politikasını 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde öngörmüştü. Bu kongre liberal unsurların ağır bastığı, devletin her alanda ekonomiyi, özellikle de sanayiyi desteklemesinin istendiği; 1931’lere kadar sürecek dönemin iktisat politikasını büyük ölçüde oluşturduğu ve yönlendirdiği bir kongreydi.Devletçilik prensibine geçilene kadarki süreçte, ekonomi alanında kalkınma sağlanabilmesi amacıyla birçok kurum oluşturuldu Kısaca bu dönem ekonomide çok verimli bir dönem değil, henüz yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomisini inşa dönemiydi.Yeniden inşa dönemi boyunca uygulanan ekonomik yaklaşımların halk üzerinde çok fazla olumlu tesirler yapmamasıyla birlikte, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, Türkiye’yi farklı yaklaşımlara itti.

1929 EKONOMİK BUNALIM TÜRKİYE’YE YANSIMALARI VE ALINAN ÖNLEMLER

Kısa sürede domino etkisi yaratarak diğer ülkelere de sıçrayan bu kriz pek tabi Türkiye’yi de etkilemişti. Henüz yeni kurulmuş denilebilecek kadar genç olan Türkiye Cumhuriyeti için 1929 yılı aslında olumlu bir yıl olabilirdi. Lozan Barış Antlaşmasının getirdiği sınırlamalar 1929 yılında kalkacak, artık gümrük ve dış ticaret bağımsız şekilde düzenlenebilecekti. Tüm bunların yanı sıra yılın son aylarına kadar dünyada bir ekonomik krizin belirtileri bile yoktu. Krizin Türkiye’ye ilk yansıması şüphesiz ki Türk Lirasının değer kaybetmesi oldu. Türkiye’de asıl panik krizin baş gösterdiği ekim ayında değil, kamuoyuna yansıyışı kasım ayını hükümetin tedbir alması ise aralık ayını bulmuştur. Türk lirasındaki değer düşüşünü hükümet buhrana bağlamamıştır. İsmet İnönü değerin düşüşünü aşırı ithalat ve buna bağlı,olarak aşırı döviz talebinin mevcudiyeti, devletin gelirlerini hesaba katmadan aşırı harcamalarda bulunması,para ve kredi işlemlerini ülke düzeyinde kontrol edecek bir kurumun olmaması gibi nedenlere bağlamıştır. Liranın değer kaybedişine karşı fazlaca önlem alınmıştır.Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, halk kitlelerinin tasarruf ve yerli mallara teşvik edilmesi için kurulmuştur. Hükümet artık dengeli bir bütçe politikası gütmeye başlamıştır. Devlet Bankasıkurulması içinde hazırlıklara hız verilmiştir.Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyetinin kurulmasının temel amaçlarına baktığımızda, halkı israfla mücadeleye, hesaplı, tutumlu yaşama, tasarruf etmeye teşvik etme,yerli malları sevdirmek ve kullandırmak,yerli malların miktarını yükseltmek gibi amaçlarla karşılaşmaktayız. Cemiyetin kurulmasından kısa bir süre sonra, Milli Sanayi Numune Sergisi açıldı. Bu serginin açılış amacı aslında daha sonra çalışmaya başlayacak olan Sanayi Kongresine hazırlıktı.  Bu kongrenin amacı ise, yerli sanayi kurulması ve üretimin arttırılması, yerli malların kaliteli olması, tüccar ve sanayicilerin birlik ve beraberlik içinde örgütlenmesiydi. 22 Nisan 1930 tarihinde nihayet kongre toplandı . Kongrede çeşitli komisyonlar kuruldu. Cumhuriyet Gazetesi 22 Nisan 1930 sayısını incelediğimizde kongrenin başlangıcı hakkında manşet gözümüze çarpmaktadır. Manşette “Hey’ eti Vekile bugünkü içtimaında iktisadi programın müzakeresine başlıyacak” başlığını görmekteyiz.[5]1929 Krizinin Türk basınına yansımalarına baktığımızda, Gazeteler mevcut ekonomik sorunları geniş halk kitlelerinin milli hislerine hitap eden sloganlar içinde aktarmakta ve onların yardımını talep etmektedir. Gazetelerin belki de bu yıllardaki en faydalı yönü herhangi bir tartışma yapmaktan çok resmi çevrelerce dile getirilen ekonomik sorunların önemini çok kaba hatlarıyla da olsa bu kitlelere iletebilmesi olmuştur.[6]1929-1930 yılları gazetelerini incelediğimizde halkı yerli malı kullanmaya teşvik manşetlerini sıklıkla görmekteyiz. Gazetelerin haricinde düşünce dergilerinde de kriz hakkında yazılar yazılmış, görüşler bildirilmiştir. Fikir Hareketleri Dergisi, Mülkiye Mektebi Mecmuası bunlara verilebilecek örneklerdendir. Ulusal paranın değerinin korunması kriz yıllarında Türkiye’de Cumhuriyet yöneticilerinin önem verdiği bir konu olmuş,1930 yılında Türk Parasını Koruma Yasası kabul edilmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomisini büyük ölçüde etkileyen, 1929 ekonomik buhranın Türkiye’de pek çok alanın ekonomisine etki ettiğini de söyleyebiliriz. Tarım alanındaki etkilerini inceleyecek olursak, 1927 yılı sayımına göre, aktif nüfusun yüzde sekseninden fazlası tarımla uğraşıyordu. İhracatın önemli bir bölümü Amerika ile yapılıyordu. Krizin ABD çıkışlı olması ve dünya piyasalarında yaşanan daralma ülkedeki tarımsal ihraç ürünlerinin üretiminde düşüşe neden oldu. En fazla tarım sektörünü etkiledi.

1931 BİRİNCİ TÜRKİYE ZİRAAT KONGRESİ

Milli İktisat Ve Tasarruf Cemiyeti’nin kararı ile Türk tarımının içinde bulunulan kriz durumunda geliştirilebilmesi için, geniş kapsamlı bir ziraat kongresi düzenlemeye karar vermiştir. Kongre hazırlıklarına1930 yılı Eylül ayında başlanmış olup, kongrenin açılış tarihi 14 Ocak 1931 olarak kararlaştırılmıştır.Birinci Ziraat Kongresinin toplanmasındaki amaç yayınlanan raporlarda şöyle anlatılmaktadır:

“İhracatımızın sıklet merkezi ziraate dayanmaktadır. Ticaret muvazenemizdeki açığı bir taraftan memleketimizde inkişafı mümkün olan sanayinin takviye ve himayesi ile ithalatımızı azaltmaya çalışarak ve diğer taraftan da zirai mahsulatımızın ihracatını çoğaltarak kapatabiliriz. Hâlbuki ihracat mahsulatımız dünya piyasalarında seneden seneye artan bir rekabetle karşılaşıyor. O halde ihracatımızın artması demek dünya piyasalarında rekabet kabiliyetimizin yükselmesi demektir… İşte cemiyetimiz bu basit fakat hayati bir ehemmiyeti haiz olan hakikatin icap ettirdiği tedbirleri tespit edebilmek gayesiyle bir de Ziraat Kongresi gerçekleştirmeye karar vermiştir. Biz bu kongreye hazırlanırken aynı zamanda bütün dünya ziraatçiliği de bir buhran içinde bulunmaktadır.”[7]Kongre pek çok konuyu kapsayacak zirai her türlü konu tartışılacaktı. Kongrede her bölgenin belli başlı zirai ürünü için ayrı ayrı encümenler* oluşturulacaktı. Kongre 14 Ocak 1931 ‘de Ankara’da İktisat Vekili Mustafa Şeref Bey’in yaptığı konuşma ile açıldı. 1930 – 1931 yılları arasında toplanan Birinci Ziraat Kongresi, Türk tarımının tüm sorunlarının ve olanaklarının toplu olarak gözden geçirilmesini sağlamıştır. Ziraat Kongresi, Cumhuriyet döneminde ülkenin her bölgesinden gelen üreticilerin katılımıyla gerçekleşen ve ülke tarımının hemen hemen tüm sorunlarını incelemesi bakımından ilk kongre olma özelliğini taşır.

TÜRKİYE’DE DEVLETÇİLİĞE GEÇİŞ

Tüm dünya ile birlikte devletçi politikalar hız kazandı. Türkiye’de devletçiliğin ekonomik alanda görünümü, değerlendirilmesi karma ekonomi şeklinde olmuştur. Devletçilikte temel uygulama alanı ekonomi olduğu için devletçilik ve karma ekonomi terimleri eş anlamda kullanılmıştır.[8]Geçişin nedenlerini incelediğimizde bu nedenleri iki ayrı bölüme ayırabiliriz.

  1. DIŞ NEDENLER

Devletçiliğe geçişin iç nedenlerinden biri, şüphesiz ki 1929-1930 Dünya Ekonomik Kriziyle pek çok ülkede fiyatların düşmesi, stokların artması, üretim kapasitelerinin gerilemesi ve işsizliğin yaygınlaşmasıyla birlikte serbest ekonomiye olan güvenin sarsılmasıdır. Yine Osmanlı Devleti’nden kalan ağır borçlarda cabasıydı. Ayrıca devletin emperyalizme karşı kendisini daha iyi savunabileceği düşüncesi de Türkiye’de devletçiliğe geçişin ana sebeplerindendir.

  • İÇ NEDENLER

Devletçiliğe geçiş nedenlerini yalnızca dış nedenlere bağlamak doğru olmaz. Geçişin iç nedenleri de vardır. Bu nedenler incelendiğinde, yaklaşık on yıldır uygulanan Liberal Ekonominin beklenen gelişmeyi ve sonucu verememesini görüyoruz. Ayrıca kişi başına düşen milli gelirin düşüklüğü, altyapı yetersizliği, sermaye birikiminin olmayışı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün üç aylık yurt gezisini yapması ve gezi esnasında halkın ekonomik sıkıntılarının ve şikâyetlerinin yakından görülmesini sıralayabiliriz. Tüm bu sebeplerin yanında uygulanan devletçi politikanın tamamen Türkiye’ye özgün, her hangi bir yerden model alınmadan uygulandığını da söylemek gerekir.1932 yılı ile 1939 yılları arasında imalat sanayiinde üretim iki kat kadar artmıştı. Bu üretimin büyük bir kısmında devlet teşebbüslerinin rolü bulunmaktaydı. Milli Koruma Kanunu ile birlikte devletin iktisadi faaliyetlerde tam bir serbestlik içinde hareket etmesi sağlanmıştır. Devletçi politika uygulamasının özel kesim üzerinde genelde olumlu etkileri olmuş, bu dönemde kurulan özel kesim sanayi işletmelerinde önceki döneme kıyasla büyük artışlar görülmüştür. Özel sektörün sanayi hasılasındaki payı genellikle kamu sektöründen daha yüksek gerçekleşmiştir.Bu dönemde sanayi üretiminde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Temel tüketim mallarının yerli üretimi büyük ölçüde gerçekleştirilmiştir.[9]

1929 EKONOMİK BUNALIMIN TÜRKİYE’DEKİ İLLERE ETKİLERİ

  1. KRİZİN İSTANBUL’A YANSIMALARI

Krizin Türkiye’ye yansımaları ile birlikte kamuoyunda da büyük bir canlanma yaşandı. Dönemin gazetelerinde ülkeyi tasarrufa davet ile ilgili pek çok manşet yazılmıştır. 17 Aralık 1929 tarihli manşette “Tasarruf ! Hepimizin Milli Vazifesi Haline Gelmiştir.”[10] Cümlesine rastlamaktayız. Halk kamuoyu tarafından tasarrufa davet edilirken, İstanbul’da kriz ile birlikte hırsızlık olaylarının arttığını görmekteyiz. Krizin doğurduğu geçim sıkıntısı ve bunalım insanları hırsızlığa sürüklemiştir. Yine gazetelerde de İstanbul’da gerçekleşen hırsızlık olayları hakkında pek çok haber ve istatistiğe rastlanmaktadır. 18 Aralık 1929 tarihli haberde bu hırsızlıklar “Gündüz Haydutluk” şeklinde basında yer bulmuştur. [11] İstanbul’u derinden etkileyen bir diğer etkende, eğlenceye getirilen vergi olmuştur. Dönemin gazetelerinde de bu konu ile alakalı manşetlere rastlamaktayız. Krizin yansıması işsizliğe ve bazı esnafları iflasa sürüklemiştir. Ayrıca İstanbul tarım sektöründe de krizden etkilenmiş, buğday fiyatlarında büyük çapta bir düşüş yaşanmıştır.

  • KRİZİN İZMİR’E YANSIMALARI

1929 Ekonomik Krizi ile birlikte ekonomisi etkilenen bir diğer şehir ise İzmir’di. İzmir, 1929 Ekonomik Krizi ile uygulanmaya başlanan devletçilik politikasından büyük ölçüde etkilenmiş, dönem sonunda İzmir ekonomisi yeniden eski günlerine kavuşmuştur. Kriz yıllarında ekonominin etkilenmesinin temel sebeplerini ise İngiliz lirasının gittikçe yükselmesini, mal fazlalığını sayabiliriz. İzmir çevresinde faaliyet gösteren, azınlıklar ve yabancı ticaret şirketleri ekonomik kriz sırasında İzmir ekonomisine sıkıntılar yaratmıştır. Çalışanlarına zorunlu izin vermişler, bu sebeple binlerce kadın ve erkeğin işsiz kalmasına sebep olmuştur. İzmir Fuarı da krizden nasibini alan yerlerden olmuş, fuar ancak 1933’te tekrar açılabilmiştir. Yine bir başka etki de tarım alanında gerçekleşmiştir. İzmir ihracatı açısından oldukça önemli olan, incir, üzüm gibi ürünlerin fiyatları da oldukça düşüş göstermiştir. Ayrıca tüccarların da konulan vergiler yüzünden, şikayetleri de artmıştır. Ekonomik bunalımın İzmir’e olan diğer etkilerine baktığımızda ise, intihar vakalarına rastlamaktayız. 15 Ağustos 1930 ‘da Borsa simsarı[12] Alâeddin Bey intihar etmiş bu elim olay kamuoyunda gazetelerde yer almıştı.  Dünya ekonomik bunalımının etkileri halk üzerinde hissediliyordu. Dünyanın farklı yerlerinde de insanlar Türkiye’de olduğu gibi çareyi intihar etmekte buluyordu…

  • KRİZİN ANKARA’YA YANSIMALARI

1929 krizinden etkilenen bir diğer önemli kent ise yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olan Ankara’ydı. Ancak tarım ve sanayi henüz daha fazla gelişmediğinden, bunalım diğer kentlere nazaran Ankara’da kendisini daha az hissettirmiştir[13]. Ankara bunalım yıllarında kendi sanayileşmesine öncelik vermesi başkentin krizden daha az etkilenmesine yol açmıştır. Diğer iller gibi Ankara’da da konulan vergiler sebebiyle halk mustarip olmuş, krizden bu bağlamda etkilenmiştir.

KRİZİN TÜRKİYE SİYASETİNE YANSIMALARI

Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında ortaya çıkan 1929 Dünya Ekonomik Bunalımının etkileri Türkiye’yi ekonomik alanın yanı sıra siyasi alanda da sıkıntıya sokmuş ve bir takım yeniliklere zorlamıştır. 1930 yılında Mustafa Kemal Atatürk, bir muhalefet partisi kurmaya karar vermiştir. Yakın arkadaşı olan Fethi Okyar’ı, 23 Temmuz günü, Yalova’daki Millet Çiftliği’nde, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurmakla görevlendirmiştir. Fırkanın kuruluşu, 1929 Ekonomik Krizi’nin yarattığı sorunları hafifletmek için, daha geniş ölçekli bir ekonomik ve siyasal dönüşümü hedefleyen kapsamlı bir restorasyonun parçası veya yön belirleme isteğinin ilk belirtisi olarak da yorumlanabilir.[14]Serbest Cumhuriyet Fırkası lideri Fethi Okyar’ın Cumhurbaşkanı’nın tavsiyesiyle planladığı Ege seyahati, 3-11 Eylül 1930 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Seyahat kapsamında İzmir, Aydın, Manisa ve Balıkesir’de gezmiş ve mitinglerde konuşmalar gerçekleştirmiştir.

ULUSAL EKONOMİYİ GÜÇLENDİRME MÜCADELESİNDE KADINLAR

Ekonomik krizin, olumsuz etkilerinin giderilmesinde kadınların da etkisi oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Topluma tasarruf bilincini aşılamayı ve yerli ürün kullanımını özendirmeyi amaçlayan kadınların etkisi hemen fark edilmektedir. Kadınlar arasında toplantılar düzenlenmiş, 31 Ocak 1930’da düzenlenen toplantıda, ailede tasarruf sorunu ve biçki-dikiş yerlerinde yerli mallarının kullanılması konuları görüşülmüştür. İzmir’in çeşitli yerlerinden kadınların oluşturduğu komiteler kuruldu. Kadınların yerli malı kullanma yönündeki kampanya çalışmaları devam ederken, Yerli Malları Koruma Cemiyeti de, Türk Kadınlar Birliği’ne başvurarak, bütün fabrikatörlerle ailelerinin, balolarda ve çeşitli törenlerde, yerli mallarından tuvalet ve kostüm giymeleri ve ülke içinde yerli ürünlerin tanıtılmasında kendileri ile birlikte çalışmalarını önerdi.[15]Yine bu buhran döneminde Türkiye’de güzellik yarışmalarının da popülarite kazandığını söylemek herhalde yanlış olmaz.1932 yılında dünya güzeli seçilen Keriman Halis buna örnek gösterilebilir. 3 Temmuz 1932 yılında düzenlenen yarışma ile Keriman Halis Türkiye güzeli seçilmiş, bu olay kamuoyunda gazetelerde manşet olarak verilmiştir. “En Güzel Türk Kızı Keriman Halis” seçildi. Şeklinde haberler görmekteyiz.[16] Ekonomik alanda bu durum incelendiğinde, “İktisat ve Tasarruf” dergisi, Keriman Halis’in dünya güzeli seçilmesini aynı zamanda yerli tekstilin bir başarısı olarak değerlendirmiştir. Keriman Halis’in kraliçeliği, Türk ırkının güzelliği ve yeteneği ile Türk ürünleri ve sanayisinin bir başarısıdır.

SONUÇ

Kapitalist sistemin yaşadığı ilk büyük küresel kriz olarak kabul edilen 1929 Dünya Ekonomi Krizi başta sanayileşmiş kapitalist ülkeler olmak üzere birçok ülkeyi olumsuz etkilemiştir.1929 ekonomik krizi tüm dünya çapında etkili olan halen yüzyılın en büyük krizi durumundadır. ABD’de borsanın çöküşü ile başlayan kriz bu kıta başta olmak üzere ekonomilerin büyük ölçüde gerilemesine, işsizlik dolayısıyla da önemli sosyal patlamalara neden olmuştur. Türkiye’nin diğer ülkelerle kıyaslandığında bu krizden daha az hasarla kurtulduğunu söylemek yanlış olmaz. Buna rağmen, hammadde ve tarımsal ürün fiyatlarında yaşanan düşüş Türk ekonomisini de çok olumsuz etkilemiştir. Bu kapsamda Türk Milli Ekonomisini korumak adına pek çok çalışma yapılmış, izlenilen politika değiştirilmiş, siyasi alanda yeni partiler kurulmuş, ekonomiyi korumak adına kurumlar kurulmuş, kongreler düzenlenmiştir. Kriz halkı geçim sıkıntısından dolayı bunalıma sürüklemiş, üzücü olaylar yaşanmıştır. Kriz dönemin gazetelerinde büyük ölçüde yer tutmuş, çoğunlukla ilk sayfada gazete manşeti olarak haber olmuştur. Yine dönemin gazetelerinde halkı yerli malı ve tasarrufa davet başlıklı haberler yapılmıştır. Krizin aşılması yolunda Türk kadınlarının da büyük etkisi olmuş, halkı yerli malı kullanımına teşvik etme amaçlı çalışmalarda bulunmuşlardır.

BENGİSU ATMACA


[1]Oran Tuna, 1929 Ekonomik Krizinin İstanbul, İzmir Ve Ankara Üzerindeki Etkileri , Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Tarihi Ana Bilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul 2009 S:4

[2]Bulut Mehmet, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Türkiye’de Devletçiliğe Geçiş, Bilig Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, Yaz / 2003, sayı 26 S:79

[3]Duman Doğan, 1929 Dünya Ekonomik Krizi Ve Ulusal Ekonomiyi Güçlendirme Mücadelesinde Kadınlar, (The Impact Of 1929 World Economıc Crısıs On Turkey And Women İn Bolsterıng Natıonal Economy), Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, S:213 Ankara 2013

[4]Keyder Çağlar, Dünya Ekonomisi İçinde Türkiye (1923-1929), Tarih Vakfı Yurt yay., II. Baskı, İstanbul, 1993, s. s. 3-4

[5]Cumhuriyet Gazetesi – 22 Nisan 1930 S:1

[6]Turhan Rıdvan, 1929 Ekonomik Krizi’nin Türk Basınına Yansımaları, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Sosyoloji Dergisi, 3. Dizi 14. Sayı İstanbul 2007 S:85

[7]Kayıran Mehmet, Metintaş Mustafa Yahya, 1929 Dünya Ekonomik Krizinin Türk Tarımına Etkileri Ve 1931 Birinci Türkiye Ziraat Kongresi, Effects Of 1929 World Economıc Crısıs On Turkısh Agrıculture And 1931 1st Congress Of Agrıculture In Turkey, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:23 , Sayfa:19 Yıl :2016

*Encümen: Alt kurul, Yan kurul.

[8]Bulut Mehmet, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve Türkiye’de Devletçiliğe Geçiş, Bilig Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, Yaz / 2003, sayı 26 S:92

[9]Cengiz Abit, 1929 Ekonomik Bunalımının İstanbul’a Etkisi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Tarihi Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, S(67-69), İstanbul 2008

[10] Cumhuriyet Gazetesi – 17 Aralık 1929 S:1

[11]Cumhuriyet Gazetesi – 18 Aralık 1929 S:3

[12]Gözcü Alev, “Bir İntiharın Sosyo – Ekonomik Arkaplanı: Dünya Ekonomik Bunalımının İzmir Örneğinde Gündelik Yaşama Yansımaları” A Socıo-Economıc Background To A Suıcıde: Reflectıons Of Great Depressıon To Daıly Lıfe In İzmir” Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmalar Dergisi, Cilt. 6, Sayı. 14, Bahar 2007, s. 86

[13]Oran Tuna, 1929 Ekonomik Krizinin İstanbul, İzmir Ve Ankara Üzerindeki Etkileri, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Tarihi Ana Bilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul 2009 s:120

[14]Öz Eyüp, “1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin Türkiye’ye Sosyo Ekonomik ve Siyasal Yansımaları İzmir ve Menemen Örneği Üzerinden Çok Yönlü Bir Değerlendirme” Socio-Economic and Political Reflections of the 1929 World Economic Crisis in Turkey A Multifaceted Assessment on Izmir and Menemen, Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Eylül 2019  Cilt: 2/2 S. 268

[15] Duman Doğan, 1929 Dünya Ekonomik Krizi Ve Ulusal Ekonomiyi Güçlendirme Mücadelesinde Kadınlar, (The Impact Of 1929 World Economıc Crısıs On Turkey And Women İn Bolsterıng Natıonal Economy), Turkish Studies – International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, S:219  Ankara 2013

[16]Cumhuriyet Gazetesi- 3 Temmuz 1932 S.1

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.