Kadıköy Escort

arama

Turgay Şeren’in Kendi Ağzından Yaşam Öyküsü

  • paylaş
  • paylaş
  • Tarih Tarih Tarih Tarih
  • Beğen
    Loading...

15 Mayıs 1932’de Ankara’da doğdum. Babam Atatürk’ün çok sevdiği Kalem Mahsus Müdür Muavini Sabit Şevki ŞEREN’dir. Doğduğum zaman ismimi “Türkay” olarak Atatürk koymuş. Yıllar geçip de G.S. Lisesi’nin ilkokul bölümüne başladığım zaman, Türkçe dersi hariç tüm hocalarımız Fransız’dı. Bilirsiniz Fransız alfabesinde “Ü” harfi yoktur ve Fransızlar “K” harfini “G” olarak okuduklarından, hocalarım “Türkay” diyemezlerdi; “Turgay” diye okuyabildiklerinden, ismim “Turgay” olarak kaldı. Bütün resmi evraklarda ismim hâlâ “Türkay” diye geçer.

Resmi yazışmalarda da, yurt dışına giriş – çıkışlarda da çok defalar sorun yaşadım tabii ki. Çok kişi, “Gel, mahkeme kararı ile ismini değiştirelim” dedi. Ama ben Atatürk’ün bana verdiği ismi değiştirmeyi hiçbir zaman düşünmedim, düşünmüyorum da. Ölene kadar bende kalacak olan bu isimle yaşamaktan gurur duyuyorum ve çok mutluyum.

İlkokulun üçüncü sınıfına kadar Çorlu’da okudum. Atatürk öldükten sonra, rahmetli İsmet İNÖNÜ Atatürk’ün bütün yakınlarını dağıtmış, babam da Ağrı’ya kaymakam olmuş. Ailece oraya gitmişiz. Tabii maddi imkanlarımız çok sınırlıydı. Yalnız biz değil, tüm Türkiye büyük bir yoksulluk içerisindeydi. Bu dönemde annem ve babam ayrıldılar. 

Sonra ben Çorlu’ya annemin yanına geldim. Dedem ve anneannem Çorlu’da ikamet ediyorlardı. Dedem yani annemin babası Celal PERİN Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sobranya Mebusuymuş. Sonra savaş çıkınca Türkiye’ye dönmüş. Annem, Notre Dame De Sion Fransız Okulu mezunuydu. Çorlu’da bir lisede Fransızca Öğretmenliği yapıyordu. Devletin açmış olduğu “Leyli Mecanni” (parasız yatılı) sınavlarına girerek Galatasaray Lisesi’nin parasız yatılı okulunu kazandım. O zaman okul taksitleri 145 Liraydı ve 3 – 4 taksitte ödenirdi. Sınavlara girerek kazandım. Galatasaray Lisesi’nin orta kısmının üçüncü sınıfından başladım. Sonra Galatasaray Lisesi’nde orta ve lise öğrenimimi tamamladım. 1951-52 yılında mezun oldum.

Galatasaray Lisesi’nde 10. sınıfa kadar yalnız okuduğum sınıfın değil tüm sınıfların birincisiydim ve her yıl iftihar levhasına geçtim. Derslerimden iyi not almak için çok çalışmak mecburiyetindeydim. Çünkü devletin okuttuğu talebeler sınıfta kaldıkları takdirde devlet bursunu kesiyordu. Bu bana büyük bir doping olmuştu.

Galatasaray Lisesi’nin 9. sınıfındayken Galatasaray Takımında kaleci olarak oynamaya başladım. Aynı zamanda da Lise takımının santrforuydum. 1949 yılında Galatasaray, Avusturya Takımı Rapid’le İnönü Stadı’nda oynuyordu. Rahmetli Erdoğan ATLIOĞLU Galatasaray kalesindeydi. Oyunun bitmesine yarım saat kala o dakikada Rapid 4-0 galipti. Beni, Bülent EKEN Ağabeyim Galatasaray kalesine geçirdi. O yarım saati nasıl yaşadığımı ve nasıl tamamladığımı hala hatırlamıyorum. O dakikadan sonra ben gol yemedim ve maç sonrası da “Kim bu çocuk?” diye sorduklarını duydum. İşte Galatasaray Kalesine geçişim böyle oldu.

Bu 1949’dan 1967 yılına kadar devam etti. Hemen hemen 18 yıl. Dile kolay. 1955 yılında 23 yaşındayken hem Milli Takımda hem de Galatasaray’da kaptanlığa getirildim. Milli Takımda 39 kez A Milli Takım Kaptanlığı yaptım. Bu rekor uzun zaman kırılmadı. 

Galatasaray’da futbol hayatımı 02 Temmuz 1967 yılında güzel bir yaz gecesinde İnönü Stadı’nda bir gece maçıyla noktaladım. Jübileme başta Rus Milli Takımının ünlü kalecisi Lev YACHIN olmak üzere bütün Milli Takımdaki arkadaşlarım ve Galatasaray’daki kardeşlerim geldiler. 

Mersin İdmanyurdu’nda 3 yıl, Samsunspor’da 1 yıl, İstanbulspor ve Vefa’da Teknik Direktörlük ve Antrenörlük görevlerini yaptım.Galatasaray kalesinde büyük sakatlıklar geçirdim. Burnum, kaburgalarım ve kolum kırıldı. 8 ay Galatasaray kalesinden uzak kaldım. Sonra 2 yıl kolumun içinde çubukla oynadım.

Bizlerin zamanında çim sahalar yoktu. Toprak sahalarda idman yapardık. Ayazağa asfaltı üzerinde koşardık. O günlerden kalma bir hatıra bana geçtiğimiz 5 yıl içerisinde 3 kez belimden ameliyat olma şanssızlığını yaşattı. 

1972-74 senesinden beri spor yazarlığı yapmaktayım. Evliyim, 3 oğlum ve 1 de kızım var.

Galatasaray Lisesi’nde okurken çok iyi Galatasaraylı olan Tarsus’ta yaşayan ve Çukurova Holding’in başında bulunan Mehmet Karamehmet ve Galatasaray Yönetiminde bulunan Burhan Karamehmet her ay İstanbul’a gelir bana Galatasaray Lisesi’ne uğrar ve ne ihtiyacım varsa yerine getirirlerdi. Çoğu zaman yanında Galatasaray Kulübü’nün Atletizm bölümü şefi eski büyük rekortmen atlet Semih Türkdoğan vardı. Yanlarında da bana sabahları kahvaltıda yiyebilmem için tereyağı, bal, peynir aklınıza ne geliyorsa ikişer-üçer kilo paketlerle getirirlerdi. Nedenini sorduğum zaman Mehmet Ağabey “Oğlum sen bu hafta maça çıkacaksın. Kuvvetli olmalısın” derdi. Semih Türkdoğan da “Mehmet Bey o yalnız kaleci değil, onu ben pistlerde de koşturmak istiyorum” der gülüşürlerdi. Üçü de beni kucaklar. Ben sınıfıma dönerdim. Onlarda Galatasaray Lisesi’nin kapısından çıkarlarken bana bir kere daha bakarlar ve giderlerdi. Ama benim gözümden akan yaşları göremezlerdi. Hiçbir zaman da ben onlara göstermedim. Zaman zaman ağlar zaman zaman da bu gözyaşlarımı içime akıtırdım. İşte size 15 Mayıs 1932’de doğan ismini Atatürk’ün koyduğu Türkay Sabit Şeren’in kısa bir yaşam öyküsü.

TURGAY ŞEREN (TÜRKAY SABİT ŞEREN)

(Emre Şeren’in Babası Turgay Şeren ile Mülakatından)

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.