Kadıköy Escort

arama

Reşadiye ve Sultan 1. Osman

  • paylaş
  • paylaş
  • Hüseyin Alpaslan Hüseyin Alpaslan
  • Beğen
    Loading...

II.Abdülhamit’in 1876 yılında Osmanlı İmparatorluğu tahtına çıkmasından kısa bir zaman sonra çıkan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Osmanlı Donanması adeta çürümeye bırakılmıştır. Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesinde donanmanın önemli bir etkisinin olması II.Abdülhamit’i tedirgin etmiş ve Osmanlı Donanması âtıl bir halde bırakılmıştır. 1880 yılından sonra Osmanlı Devleti’nin sıkıntılı ve zor bir döneme girmesinden faydalanan Yunanistan kendi lehine genişlemek maksadıyla, Osmanlı Devleti topraklarında adımlar atmaya başlamıştır. Yunanistan, Donanmasını güçlendirmek için 1885 yılında Stockholm’de inşa edilip denize indirilen Nordenfelt-I adlı Denizaltıyı,İsveçli silah tüccarı Nordenfelt ile anlaşarak satın almış ve dünyanın ilk denizaltısına sahip ülkesi olmuştur.

Osmanlı Devleti, Yunanistan’ın aldığı denizaltıdan etkilenerek Yunanistan’a karşı psikolojik üstünlük sağlamak ve olası bir savaşı lehine çevirmek maksadıyla Ocak 1886’da Nordenfelt şirketine;toplam 22.000 İngiliz sterlini karşılığında iki adet denizaltı siparişi vermiştir. Sipariş edilen Denizaltıların tamamlanmasından sonra 1887 yılının Eylül ayında Abdülhamid Denizaltısı, 1887 yılının ağustos ayında Abdülmecid Denizaltısı haliçte denize indirilmiştir. Denizaltılar; birkaç denemeden sonra denge sorunu, yakıt depolama, su yüzüne çıkma, aşırı sıcaklık gibi sorunlarla karşılaşınca Sütlüce eteğinde kızağa çekilmiş ve bir daha kullanılmamıştır. Hatta denizaltıların seyre çıkarılması, yanına gidilmesi bile II. Abdülhamit tarafından yasaklanmıştır[1]. 1903 yılında Birleşik Krallık Kraliyet Donanması Amirali Lord Earl Selbourne Osmanlı Donanması için “Mevcut bile değil” sözünü kullanmıştır.Osmanlı Donanmasının etkisiz kaldığı 20’nci yüzyılın başlarında Yunanistan, donanmasını güçlendirerek Ege Denizi’nde hâkimiyeti ele geçirmeye başlamıştır. Aynı yıllarda İngilizlerde Dretnot tipi savaş gemileri üretmeye başlamışlardır.

1909 yılında II. Abdülhamit’inhal edilmesinden sonrayerine V. Mehmet Reşad’ın geçmesiyle beraber donanmanın güçlendirilmesi fikri ağır basmıştır.1911 yılında İngiliz Armstrong şirketine 40 civarında irili ufaklı gemi ile isminin Reşadiye olarak belirlendiği bir adet dretnot tipi zırhlı savaş gemisi ısmarlamıştır[2]. Armstrong şirketine Brezilya tarafından ısmarlanan ve yapım aşamasında olan bir dretnotun parasının ödenmemesi nedeniyle satışa çıkarılması üzerine, Osmanlı Devleti girdiği ihalede Yunanistan’dan fazla ücret ödeyerek savaş gemisini almış ve ismini Sultan I.Osman koymuştur. Bu gemilere toplamda 7 milyon altın ödenmiştir[3].Bu savaş gemilerinin alınması için Osmanlı Devleti hazinesinde yeterli kaynak bulunmuyordu. Gemilerin maliyetini karşılamak için halk arasında büyük bir bağış kampanyası yapılarak hamaset propagandası ile para toplanmıştır. Büyük miktarlarda para bağışlayan vatandaşlara ise“Donanma Yardım Madalyası” verilmiştir.

Balkan Savaşı’nda Osmanlı Donanması 15 gemiden oluşuyordu. Bu gemiler çağın savaş gemilerinin gerisinde kalmış ve zırhlı savaş gemileri karşısında hiçbir varlık gösterememiştir. Balkan Savaşı’nda yaşanan hezimette Donanmanın zayıf olmasının büyük etkisi olmuştur. Balkan Savaşı’nın birinci aşamasında; Yunanlıların Mısır’da ticaret yapan Rum tüccar Yorgo Averof’un bağışı ile aldığı Averof isimli modern ve üstün silahlarla donatılmış savaş gemisi; Ege Denizi’nde Yunanlılara üstünlük sağlayarak Limni, İmroz, Taşoz, Sakız ve Midilli Adaları’nın Yunanistan’a geçmesinde büyük katkı sağlamıştır. Modern Yunan donanmasına üstünlük kuramayacağını anlayan Osmanlı donanması Balkan Savaşı’nın ikinci safhasında hızlı gemilerle korsan harekâtı yaparak taktik değiştirmeyi uygun görmüş ve Yüzbaşı Rauf (Orbay)’un kaptanı olduğu Hamidiye Kruvazörü büyük başarı sağlamıştır[4].

1911 yılında Armstrong şirketine ısmarlanan Reşadiye ve Sultan I. Osman isimli iki savaş gemisinin en geç 1914 yılının ortalarında teslim alınması planlanmıştır.1913 yılına gelindiğinde Reşadiye denize indirilmiş ancak Osmanlı Devleti’nin bu gemi için modern bir limanı olmamasından dolayı teslim edilememiştir. Modern liman ve tesislerin yapılması için Vickers ve Armstrong Whitworth adlı İngiliz şirketleri Donanma Bakanı Churcill’in desteğiyle Osmanlı Devleti ile anlaşma yapmışlardır. Bu Anlaşmaya göre; İngiliz şirketleri tarafından İstanbul’da bulunan tersane ve limanlar savaş gemilerinin ihtiyacına uygun hale getirilerek çağının en güçlü savaş gemilerinden olan Reşadiye ve diğer savaş gemilerinden daha fazla topa sahip olan Sultan I.Osman 1914 yılının ağustos ayında teslim edilecektir[5].

Sultan Osman I (Agincourt)

Savaş gemilerinin teslim zamanı geldiğinde Osmanlı Devleti’nin temsilcisi olarak Rauf Bey yanında 200 Osmanlı Denizcisi olduğu halde Reşit Paşa Vapuru ile Reşadiye ve Sultan I. Osman’ı almak üzere 27 Temmuz 1914’te İngiltere’nin Newcastle şehrine varmıştır. Fakat; Birinci Dünya Savaşı’nın ayak seslerinin duyulmaya başlandığı, Osmanlı Devleti’nin Almanya ittifakına sürüklendiği bu günlerde İngiltere savaş gemilerini vermekte tereddüt etmiştir. Winston Churchill’in 12 Ağustos 1914’te yaptığı “acil seferberlik ve Osmanlı Devleti’ne verilecek iki dretnotun satın alınması” yönündeki açıklamaları İngiltere kamuoyu ve basınında büyük takdir görerek alkışlanmıştır[6].

Rauf Bey’in iki savaş gemisini almak için İngiltere’ye gitmesinin ardından Reşadiye ve Sultan I. Osman’ı karşılamak için Amiral Limpus, Osmanlı gemileri ile Çanakkale’ye gitmiştir. Türk kadınlarının altınlarını, çocukların harçlıklarını vererek satın alınan, Ege ve Karadeniz’de Yunanistan ve Rusya ile boy ölçüşebilecek ölçüde öneme sahip savaş gemilerinin donanmaya katılacağı sevinciyle Bahriye Nazırı Cemal Paşa tarafından “Donanma Haftası” düzenlenmiştir.

Osmanlı Devleti, savaş gemilerinin gelmesini heyecanla beklerken 30 Temmuz’da İngiltere tarafından Churchill’in isteğiyle; Osmanlı Devleti’nin Armstrong şirketinden satın aldığıiki savaş gemisinin İngiliz Donanmasına alınması kararlaştırılmıştır. 31 Temmuz’da İngiliz Denizciler, Sultan I. Osman’a çıkarak geçici olarak el konulduğunu bildirdiler. Newcastle’de bulunan Rauf Bey tarafından Osmanlı Hükumeti’nin Sadrazamı Tevfik Paşa’ya İngiltere Hükumeti tarafından savaş gemisine el konulduğunun telgrafla bildirmesi üzerine Tevfik Paşa, derhal Armstrong şirketine bir telgraf çekerek olayı protesto eder ve çektiği telgrafta “gemilerin parasının son taksitinin ödendikten sonra böyle bir olayın gerçekleşmesinin tuzak olduğu hissini uyandırdığını, bunun düşman bir ülke tarafından yapılabileceğini, görünürdeki olan savaşta İngiltere’ye karşı bir ittifakın içinde olmadıklarını ve Osmanlı Devleti’nin tarafsızlığını koruduğunu,savaş gibi bir bahanenin öne sürülemeyeceğini, Türk halkının parasıyla alınmış bu gemilere el konulmasının Türk halkı tarafından İngiltere aleyhine propagandaya yol açacağını” bildirmiştir.

Savaş gemilerine el konulmasıyla oluşan sorun Osmanlı ve İngiliz Hükumetleri arasında birçok diplomatik tartışmaya ve krize dönüşmüştür. İngiltere tarafından Osmanlı Hükumetine verilen cevaplarda;“olayın bir ihtiyat-i tedbir olduğu ve İngiltere Hükumeti’nin bunları satın almakta veya vermekte serbest olduğunu”bildirmişlerdir.Osmanlı Devleti tarafından İki savaş gemisinin alınması ve paralarının iadesi için yapılan girişimler sonuçsuz kalmıştır. 11 Ağustos 1914’te Goben ve Breslau adlı iki Alman Savaş Gemisi’nin Çanakkale Boğazı’ndan girmeleri ve Osmanlı Devleti tarafından satın alınarak Yavuz ve Midilli isimleriyle Osmanlı Donanması’na katılmalarından sonra, İngiltere daha önceden el koyduğu Reşadiye ve Sultan I. Osman’ı bedelini ödemeden donanmasına kattığını açıklamıştır.

İngiltere tarafından Sultan I. Osman gemisinin ismi “Agincort”, Reşadiye’nin ismi “Erin” olarak değiştirilmiştir. Ancak;ağustos ayının sonlarında yapılan denemelerde gemilerin silahlarının çalışmadığı ve arıza yaptığıtespit edilerek tersaneye onarım için çekilmişlerdir. Bu gemileri donanmasında kullanamayan İngiltere şirkete iade etmiş, şirket tarafından bu gemiler kimseye satılamamış ve 1922 yılında sökülerek parçalanmıştır. Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın ardından 20 Kasım 1922 tarihinde başlayan Lozan Konferansı; İsmet İnönü başkanlığındaki heyetin üstün başarıyla yürüttüğü çok çetin geçen müzakereler sonucunda 24 Temmuz 1923 tarihinde sonlanmış olup, Lozan Barış Antlaşması ilgili taraflarca imzalanmıştır. 143 maddeden oluşan antlaşma metni Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmüş ve 23 Ağustos 1923’te kabul edilmiştir. Resmî Gazetede yayınlanan metnin 58’nci maddesinin son paragrafı Reşadiye ve Sultan I.Osman savaş gemilerinin yasal durumunu aynen şöyle düzenlenmiştir:

Bunun gibi, Türkiye, Osmanlı Hükumetince İngiltere’ye ısmarlanmış olup, Britanya Hükümetince 1914 tarihinde müsadere edilmiş savaş gemileri için, ödenmiş bulunan paraların geri verilmesini ne Britanya Hükümetinden ve ne de onun uyruklarından istememeyi kabul ve bu konuda her türlü istemlerinden vazgeçer[7].

Sonuç olarak; 19’uncu yüzyılın son çeyreğinden itibaren donanmasının güçsüz hale gelmesi nedeniyle Osmanlı Devleti,özellikle Ege Denizi’nde Yunanistan’a, Karadeniz’de Rusya’ya karşı savunmasız bir duruma gelmiştir. Balkan Savaşı sırasında, Ege Denizi’nden Yunan donanmasının engel olması nedeniyle silah ve gıda ulaştırılamayan Türk askerleri savunmasız ve aç kalmışlardır. Donanmayı güçlendirmenin önemini anlayan Osmanlı Devleti, Türk halkının boğazlarından keserek topladıkları parayla İngiltere’ye modern savaş gemileri ısmarlamıştır. İngiltere, iki yüzlülük göstererek Türk halkının çocuklarının rızkı ve ihtiyarların kefen paralarıyla alınan iki savaş gemisine savaşı bahane ederek, haksız ve mesnetsiz bir şekilde el koymuş ve başka milletlerin haklarını kendi çıkarları uğrunda nasıl gasp edebildiklerini bir kez daha ispat etmiştir.

Sağlıcakla kalın…

[1] Serenti tarih ve siyaset; “İlk Denizaltımız II. Abdülhamid Döneminde Alınmıştı”,http://www.serenti.org/27 Aralık 2017.

[2] Yusuf Hikmet BAYUR; “Türk İnkılabı Tarihi Cilt III 1914-1918 Genel Savaşı Kısım I”, s.71, Türk Tarih Kurumu,1991, Ankara,

[3] Enver Ziya KARAL; “Osmanlı Tarihi IX. Cilt”, s.384, Türk Tarih Kurumu,2011, Ankara.

[4] Enver Ziya KARAL; “Osmanlı Tarihi IX. Cilt”, s.320-321.

[5] David FROMKİN; “Barışa Son Veren Barış”, (Çev. Mehmet HARMANCI), s.51-52, Epsilon Yayıncılık, 2013, İstanbul.

[5] David FROMKİN; “Barışa Son Veren Barış”, s.51.

[7] İsmail SOYSAL; “Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları I. Cilt”, s.114, Türk Tarih Kurumu, 2000, Ankara.

[8] http://www.canakkale.gen.tr/bilinmeyenler/b1.html.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.